Terapi Notları #1


Bugün ilk seansım olan psikolog Sinan Bey, “Çok klasik olacak ama başka çarem kalmadı, bana çocukluğunuzdan bahseder misiniz?” dedi.

Bahsederim.

İlk cinnetim doğumumdan öncesine dayanır. Benim bir ikiz kardeşim vardı aslında. Daha annemin karnındayken onu yedim. Yer darlığı bana iyi gelmiyor, klostrofobi marazı da tuz biber. Pek lezzetli olduğunu söyleyemem, insan eti sonuçta. Bu yüzden bir türlü sindiremedim zaten. Karnımda ve hala yaşıyor, biliyorum. Yani ben Karnımda kendi kardeşimi taşıyorum. Doğurmayı düşünüyor musunuz? Hayır düşünmüyorum iki gram boku çıkaramadığım götüm den koca çocuğu çıkartamam. Hem şu lanet dünyaya bir kardeş getirmek istemiyorum da diyebiliriz. Ailem bu gerçeği başından beri reddediyor. Onlara göre bu tamamen benim hayal gücümün abuk bir mahsulü. Kimse evladının böyle bir şey yaptığını kabullenmek istemez tabi, onları da anlıyorum. Ama inkâr neyi değiştirir ki, ben onun orada olduğunu biliyorum. İşte bakın, yine tekmeledi.

4 aylıkken diş çıkardım, belki bilmiyorsunuz ama diş çıkarmak için erken bir dönem. Annem “Dişli olacağın o zamandan belliydi” diyor. Annem her zaman böyle kötü espriler yapmaz. Yoğun baskılara dayanamayıp 9 aylıkken konuştum. Konuşmak, bebeklik örgütüne ilk ihanettir. Çözülmektir yani. O andan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Aslında hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağını anladığım gün tam olarak 22 yaşımın 10 Eylül’üne denk gelir ama çocukluğumdan bahsediyoruz, geçiyorum. Babam, ilk olarak “baba” dediğimi iddia ediyor. Oysa ben “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” dedim. Ama içimden. Ebeveynlerin her şeyi bilmesi gerekmez.

Yıllar boyu periyodik olmayan aralıklarla sokakta bulduğum bütün hayvanları eve getirdim. Bizimkiler, bakımlarını üstlendiğim sürece böyle şeylere hiç ses çıkarmaz. Çıkarmazdılar yani. O ineği niye istemediler anlamıyorum. Bu olay biraz hırçınlaşmama neden olmuş olabilir. Doktor olan sizsiniz, psikanalizinize karışmak istemem. İnek vakasından yaklaşık 2 ay sonra kız kaçırdım. Şöyle oldu; bir gün kampa bir kız geldi, ailesiyle tabi. 5 yaşlarında filanım. kız da olsun olsun 6. Ama nasıl güzel, nasıl yeşil gözlü anlatamam. Aşık oldum ben buna, tuttum eve getirdim. Baba peki bu bizimle kalabilir mi? Babam kısa süreli bir kilitlenme sendromu yaşadı. O ara kızın ailesi kapıya dayandı, olay büyüklerin yargısına intikal etti. Hukuk her yerde işte. Akabinde kız ailesine teslim edildi. Sevenleri ayırdılar. Böyle bir başlangıçtan sonra aşk hayatımın bok gibi olmasına şaşmamalı.

6 yaşımdayken askere gitmeye karar verdim. Vatan borcu namus borcu nihayetinde. Okul başlamadan ödeyeyim de kurtulayım istedim, geciktikçe faize girer neme lazım. Çantama birkaç donla babamın traş takımlarını yerleştirip ben gidiyorum dedim. İşin aslı traş takımlarını nasıl kullanacağı mı bilmiyordum. Neyse işte annemle babamın elini öpüp helallik istedim ben. Nereye gidiyorsun dediler. Şimdilik en yakın askeriyeye dedim, dağıtım olunca ben size haber veririm. Annem dehşete kapıldı, babam yine kilitlendi, abilerim gülme krizine girdi, ablam ağlamaya başladı, filan. Aile fertlerimin olaylar karşısındaki duygu durumları biraz enteresan, herkes farklı tepki veriyor. Bu yüzden neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyorum. Herkesin aynı tepkiyi verdiği durumlar da yaşadık sonrasında, defalarca. Ama çocukluğumdan bahsettiğimiz için geçiyorum. Nihayetinde beni askere göndermediler, salak olmamı mı yoksa yaşımı mı bu kadar sorun ettiler bilmiyorum.

Birkaç kez evden kaçtım ama akşam olunca sıkılıp geri döndüm. Şimdi de sıkıldım Doktor. Çocukluğumda aranacak bir şey yok. Bir gün uyandım ve hayatım bombok oldu, hepsi bu.


6 yorum :

  1. :)) bazı yerlerde çok güldüm mesela çocuk kaçırma

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. benim kadınım olacaktı. Hayallerimiz vardı bizim. Evlenip mahalledeki sümüklü selimi çatır çatır çatlatacaktı. Ama aileler izin vermedi :(

      Sil
  2. Beyendim hoşuma gitti.
    (Beni gülümsetmeyi başardın)
    :-) :-) :-) :-) :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu olayları mı anlatırken biri çıkar benimle ağlar diye yazıyorum ama her kez gülüyor. Ben boşuna ağlıyormuşum.

      Bir ömür boyu gülümsemeniz dileğiyle

      Sil